Sayfalar

31 Mayıs 2011 Salı

Gune Yabanci Kadinlar

Gun damliyor agaclarin yapraklari arasindan. Isik huzmeleri degil suzulen.. Gun.. Yeni dogan, yine de dogan bu Gun. Gozlerimi kapasam yuzume, dudaklarima dokunuyor tulden parmaklariyla, saclarimi oksuyor ~ beni bu kadar seven kim olabilir ki? Bu nasil bir yabanci, beni benden iyi taniyan?

Gozlerim kapali... Ayaklarimin altinda kimildanan uzunlu kisali otlar. Yerlerinde rahatsizlanan sinema seyircileri onlar, ayaklarima bakiyorlar uzun uzun. Ayaklarimin kivrimlarina bakiyorlar: ayak cizgilerimden hayatimin gidisatina dair fallar bakiyorlar. Aralarinda sesli sessiz tartisarak hayatimin gidisatina karar veriyorlar.. Avuclarimin ici hafiflemis; yanaklarimdan etler suzulmus, kalcalarimdan, boynumdan, omuzlarimdan, her yanimdan etler yere dogru uzamislar. Yere dogru uzayan avuc iclerimde bir hafiflik. Elllerimden gecen atasozlerinin yeri bosalmis. Ellerimin ici sararmis kurumus ~ ellerimi acarak kendimi anlatacagim yabancilar kalmamis artik hayatimda.

Beyaz beyaz tuyden opucukler birakmis tepemdeki agac ustume. Gozlerimi aralayinca goruyorum uzerime dogru yaklasan kucuk kucuk ellerini. Gun hala beni izlemekte dallarin arasindan, saklandigim agacin altindan, uzandigim topragin ustunden. Akan suyun siriltisinda beni dinlemekte. Gun gozlerimin icine, taa derinlerime bakmakta ~ benim yuregim almiyor dimdirek gozlerinin icine bakmaya. Bulacaklarimdan korkarim Gunesin gozlerinde, Gunun dudaklarinda. Ya o da benim gibi yere 1 anligina uzanmis 1 kadinsa, gozlerini makyajlar arkasina saklamissa. Hele ki gozlerinde yaslar birikmisse? Dayanamam aglayan kadinlarin gozlerine bakmaya. 21. yuzyildayiz artik; kadinlar aglamiyormus bu yuzyilda ~ oyle dedi televizyonlar. Ya cok mutlu, suh 1 kadinsa; kirmizi topuklu ayakkabilariyla uzaydaki butun kucuk dunyaciklari kendine asik edip, onlardan done done uzaklasiyorsa? Bir film artisiyse uzun dalgali saclari, beyaz inci disleriyle kocaman gulumsuyorsa kameralara?

Gunden ayri miyim ben? O baska bir kadin ben bir baska miyim? Gozlerimizden ayni sorular gecmiyor mu? Yoksa, o eski zamanlarin yaslanmayan bir antik tanricasi mi, bir amazon kadini mi? Bizlere bakip bakip halimize agitlar mi yakiyor? "Bu kadinlarin kanatlarini kim kirdi?" diye gozleri hep dolu dolu mu bakiyor?

Elimi hafifce goturuyorum yuzume. Avuc iclerimi opsun diye Gun, gozlerimin icine bakmasin artik, beni utandirmasin yaptiklarimizdan, bize yapilandardan diye. Parmaklarimin arasindan kulaklarima ninniler fisildiyor Gun. Annemi, buyukannemi, ablami, teyzemi getiriveriyor kulaklarima. Hepsini bir harmanlayip yanaklarimdan, saclarimdan, gozlerimden uzun uzun opuyor, opturuyor. Kus seslerimi duydugum, buyukannemin uzayip giden gunduz sarkilari mi?

Uzun tulden pamuk gibi saclari olmus buyukannemin. Oldugunde Gun'un yanina cikmis, ruhu tuz olmus, onda yanmis, ona donmus. Kul gibi yagiyor simdi uzerime sevgisi.

Cekiyorum parmaklarimi gozlerimden. Gun parildayan bir kadinmis; bugune kadar ben gormemisim meger. Gozlerinin ici parildayan, bana hasretle bakan, benim gibi donen, devinen binlerce kadinin tuzundan olusmus bir bulutmus Gun. Tozlari birbirine carparak sikisan, kristallesen ~ sonra da boyle paril paril parildayan bir elmasmis Gunes, kadinlarin yuzuk parmagina dusmez hep gozlerinden hasretle opermis.

27 Mayıs 2011 Cuma

Yalnizlarin Kadinlarina Ithafen

Yanlizlarin kadini uyanmis 1 sabaha. Soguk, sessiz sabahlara uyanirken gozleri hep sisermis. Gozlerinin altindaki torbalar icin suyu iyice sikilmis cay posetlerini onermis cok suslu 1 arkadasinin annesi 1gun. Uyanir uyanmaz kendini kosarak banyo aynasinin onune atarmis iste hep bu yuzden. Gozlerinin altindaki torbalara, yaslara bakarmis gunduzleri..

O, her kadin gibi yatagini toplayip, esine ve kendine kahvalti hazirlayip, cocuklari yedirip okul servisine bindirdikten sonra, is elbiselerini hizla giyinmezmis. Uzun bacaklarindan, ojeli ayak parmaklarindan uzun ten rengi seksi kilotlu coraplarini gecirip giydigi topuklu ayakkabilariyla arnavut kaldirimli sokaklarda tingir mingir yurumezmis. Sabah uyanir, aynanin onunde oooyle bakakalirmis gozlerinin altindaki torbalara. Bunca uykuya ragmen niye hala kendini mesken edinir bu morluklar diye hayretle yaklasirmis aynaya bu kadin.

Elini yuzunu yikamak gelmez, muslugu 2 3 saniyeligine acar, sarildayan suyun sesini dinlermis. Dinleeermisss.. Uzuuun uzuun, akan su gibi akaaann saniyelerde ayakta oylece dikiliverir, bakarmis musluga. Parmaklarinin ucunu islatip ilik suyla gozlerini soyle 1 siliverirmis sonra. Muslugu kapatip mutfaga gidermis 1 hiz, sis gozlerinin uzerine cay posetlerinden koymak icin. Soguk 1onceki geceden beklemis cay posetlerinin suyunu iyice 1 lavaboya siktiktan sonra, salondaki koltuguna oturuverirmis. Kafasini yavasca geriye atar, cay posetlerini gozlerine koyar, beklermis. Saniyelerce, gozlerinin icine, gozalti morluklarina isleyen, damla damla akan cay damlalari gibi akaaaaan saniyeleri beklermis. Bilinmez ki ne kadar zaman sonra hazir olur goz alti morluklari? Cekince gozunden cay posetlerini uyanirmis ancak. Soguk, sessiz sabahlara uyanirmis. Nasil uyanilir ki baska?

Sisli, kapali gunduzlere acarmis perdesini. Bos olan sokaklara baksaaaa, herkes isinde gucunde. Dunya'yi alip tasiyor 1suru insan sirtlarinda. 1metroya tasiyorlar onu, 1 kucuk ofislerine... Ordan cikip yine metroya sonra da kendi kucuk evlerine tasiyorlar. "Dunya bu insanlarin sirtinda keyif catiyor olmali" diye dusunurmus yanlizlarin kadini. Onu da tasisalardi ya omuzlarda. O zaman uyanmayabilirmis sabahlara goz alti morluklariyla. Tirnaklarina bakarmis bu kadin. Degisen renklerine anlam veremeden. Beyaz mi pembe mi bilmeden, tirnaginin altindaki derilere bakarmis. Gozleri gibi onlar da morarsa nice olurmus hali bilinmez!

Giyinir ustunu, soyle 1 hava almaya cikarmis sabahlari. Dunyayi kulakliklarinda tasiyan insanlar kosarlarmis yanindan, hizli hizli adimlarla. Nike ayakkabilari, terletmeyen t-shirtleriyle yaylana yaylana kosarlarmis insanlar yanindan. Kulaklarindaki dunyanin civiltilarini duyarmis yalnizlarin kadini. Kulaklarindan binbir dunyayi gorurmus o her sabah. Gorur de korkarmis dunyanin onun da kulagina boyle yapisip, soluksuz orda yaslanacagindan.

Bir banka oturup beklermis. Beklermis kulaklarindan dunya gecen, omuzlarinda dunyayi tasiyan insanlara benzeyemedigini bilerek. Uzun uzun parmaklarini gotururmus gozalti torbalarina. Dokununca hala orda olduklarini hissedermis parmaklari. Iste bu yuzden, cay posetleri de yalanmis, pek suslu arkadasinin annesi de. Gunduzler soguk ve sessiz oldukca o da yalnizlarin kadini olurmus kalabaliklarin arasinda.

Twitter den daka dakka

follow me on Twitter