Sayfalar

23 Ekim 2010 Cumartesi

murekkep tukuruyorum.

ozgurce yazamaz oldum artik. kaleminin ucu 1 bicak. internet kocaman 1 kagit, hem benim kalbimi, hem digerlerini icinde barindiran. Kocaman bir kagit sanki konusamadiklarimizdan parsomen parsomen koparilip bir araya getirilmis.

yazilan kelimeler kara murekkep gibi kaliveriyor internetin suratinda. "ne demek istedin?, "noldu, yalniz misin, bunaldin mi?" sorulariyla murekkep damlalari iyice bulasik hale geliyor bu yaprak yaprak acilan parsomen agda. hepimizin kollektif olusturdugu kalpte.

yazamaz oldum. kara kara lekeler gibi geldi kelimeler. her soyledigimi yuttum. sana, sevgili okuyucu, yalnis anlamayasin ya da anlayamayasin diye sessizlikle cevap verdim. duydun mu? peki ya bundan ne anlam cikardin? ;)

birakmak lazim murekkebi kendine. oldugu gibi gormek. kelimelerin kendisini dinlemek, otesinde bir anlam aramadan. yazarina bakmadan. kollektif kalbimiz, beynimiz, benligimiz neden bu murekkepleri doguruyor ve neden bu kara kara lekelere hala bakiyoruz demek lazim. Benim icin artik yazi bu demek.

O yuzden sevgili okuyucum yine basladim elimde murekkep sisesini sallaya sallaya bu kocaman parsomene lekeler tukurmeye. peki sen simdi bundan ne anladin? ne anlam cikardin? :)

0 comments:

Yorum Gönder

Twitter den daka dakka

follow me on Twitter