Hayat bazen bize gereken bilgiyi ihtiyacimiz oldugu zamanda mi getiriyor, yoksa bizler miyiz algida secicilik yapan? Turkiye'ye nerdeyse zit 1 kulturun icinde yasaya yasaya her gecen gun kendimi ve kulturumu daha iyi anliyorum. Onceleri sadece ozluyordum. Artik farkindayim bazi ozlediklerimin pek de saglikli seyler olmadigini. Tabi ki baklava borek ten bahsetmiyorum. Zeynel'in de reklam afisi gibi onlar icin her zaman gecerli durum: "Pisman degilim, yine olsa yine yerim." Benim bahsettigim sagliksiz ozlemler 1 nevi yasam tarzimiz, ozumuz: arabesklik...
Hepimiz seviyoruz dunyanin en zor sartlarinda yasayan tek kisinin bizim oldugumuza inanmayi ve buna herkesi inandirmayi. Eh kim bizden daha kotu durumda olabilir ki? 1 sinavimiz kotu gecti, sevgilimiz birakti gitti, arkadasimiz bizi aramadi, anamiz babamiz darildi, vs. vs. ... Tabiki dunyanin sonu geldi bu olaylarin sonucunda, baska ne olabilir ki? Paylasmaz ve gereken ilgiyi almazsak, en onemlisi de kendimizi yerden yere calmazsak olmaz.. Eh bu zamanlar icin bir omre yetecek repertuar damar sarkilar var. Her telden var ustelik: arabesk, pop, alternatif.. Seviyoruz iste huznu, mazosistligi.
Dedim ya ben tam bunlara 1 gozlemciyken, hayat bana bakmadan baska bir bilgiyi daha sundu. Megerse toplumlar yasam sekli olarak 1 ucu trajedi diger ucu komedi olan cizginin uzerinde herhangi 1noktada yer alirlarmis. Yani trajediye ya da komediye yakin 1 bakis acisiyla degerlendirirlermis hayati. Dusundum, dusundum ve bunun uzerine 1 daha dusundum. Biz turkler bu cizgiye kendimize ait 1 uzanti yapip trajediyi taaaa arabesklige kadar uzatmisiz bence. Iste bizim bulundugumuz noktada bu:
"Yaziklar olsun, Yaziklar olsun, Kaderin boylesine yaziklar olsun"
"Cekmedigim dertler cile kalmadi, Feyatsiz gunduzum gecem olmadi, Aglamadik sokak kose kalmadi"
"Uzak benden ask uzak artik, Kanun mudur bu yasaklik"
"Sucum neydi neden boyle oldu ... Bu sabahlarin 1 anlami olmali..."
yeni 1sey bulmadim tabi ben de bu sarkilari sevidigimizi tekrardan farkederek. ama simdi anladim ki bizim yasam tarzimiz uzuntu. Seviyoruz melankolik olmayi, acilarin en buyugunu yasamis gibi kendimizi paralamayi, duvar yumruklamayi, oramizi buramizi jiletlemeyi, sokaklarda aglamayi... bazen seviyorum boyle kendimi o duvardan bu duvara carpmayi, gozlerim patlayasiya aglamayi. bazen de nasolsa "yine o arabesklik noktasina dustum, eninde sonunda bu firtina da gececek ne anlami var kendimi hirpalamamin" deyip, gemiyi sarsmadan yola devam etmeyi. bu ara gemim firtinalarin icinden ilerliyor. firtinanin kendisi bu gemi. sonuc: yine de ilerliyor.