Sayfalar

9 Mart 2009 Pazartesi

pelus ve evcil hayvan arasindaki 10 fark

Cocuklari kandirmak mahiyetinde kimi aileler cocuklarini pelus hayvana yonlendirirler. Bunun sebepleri tabiki de pelus ve evcil hayvan arasindaki 10 farkdan kaynaklanmaktadir:

  1. Pelus hayvani istediginiz zaman seversiniz, evcil hayvandaki gibi gonlunu beklemeniz gerekmez.
  2. Tuy dokmez.
  3. Beslemeniz gerekmez.
  4. Z.cmaz, temizlemeniz gerekmez.
  5. Sizi aciktigi icin sabahlari uyandirmaz.
  6. ize yemek, saglik, tuvalet vs. gibi masraflar cikarmaz.
  7. Size surat salladiginda acaba hasta mi oldu diyip veterinere goturup para bayilmaniza gerek kalmaz.
  8. Pelus hayvani "Butun gun evde yalniz biraktim, yazik hayvan bunalmistir, onunla 1az ilgilenmem lazim" diye vicdan azabi duymazsiniz.
  9. Eve geldiginizde ilk once onla ilgilenmeniz icin kosarak size gelip ayaginiza dolanmaz.
  10. Rahatlikla her yere tasinip goturulebilir; 2 gunlugune tatile ciktiginizda "Kime yalvarsam yakarsam da hayvana bakmaya gelse" diye tasalanmazsiniz.
Tabi akilli insanin aklina ilk su soru geliyor bu 10 farktan sonra: "E be kardesim, hic mi aklin yok senin? Neden evcil hayvan yerine pelus hayvan beslemiyorsun?" diye.

Cevap: Iste bu 10 fark yuzunden.

amerika'da yasamak size neler getirir?

aslinda basligi genisletip yurt disinda yasamak size neler getirir diye de yazabilirdim, ama ukalaligin anlami yok. Ustune ustluk ben sadece kendi deneyimlerimi yaziyorum. Her yabanci ulkede yasamadim ki oyle genelleme yapiyim. Ama yine de baska ulkelerde de yasiyanlarin benimle ayni fikirleri paylasicagini dusunuyorum.

Amerika'da yasamak basta Ingilizce'ye hakimiyet getiriyor. hani alt yazilari takip etmeden film izleyebilmek lisede ara ara hepimizi memnun etmistir ya. Bu kadar zaman boyunca Amerika'da kalmak artik alt yazilara ihtiyac olmadan film izlemeyi iyice 1 keyifli kiliyor. Aliskanlik haline getirip her seferinde yine de mutlu olmaya sebep oluyor. 1de uzerine kimi kulturel referanslari anliyabiliyorsunuz. Mesela kullanilan argolari..

Ama bence Amerika'da yasamanin getirdigi en guzel sey diger kulturlere ve kendi kulturunuze bakis acinizin degismesi.
  • Amerika'da yasarken Cin, Hint, Vietnam, Brazilya, Japon, Tayland mutfagini kesfedip, baya baya sevip, bagimli olmaya basliyorsunuz.
  • Kendi mutfaginizi, kulturunuzu, muziginizi daha bir cok sevip her yeni tanistiginiza anlatmaya, onlarla paylasmaya basliyorsunuz.
  • Yeni tanistiginiz biri "dolma ya da baklava Yunan mi Turk mu?" diye sordugunda, zamanla polemige girmemeyi ogrenip sadece gulumseyerek "yuzyillardir ayni cati altindaydik, 1cok seyimiz benziyor, artik kimse neyin nerden geldigini sormuyor" diye cevapliyabiliyorsunuz.
  • "Bu Amerikalilar da ne garip seyler yiyor" diye sadece piza ve makarna yemekten vazgecip, yeni yeni tatlar denemeye basliyorsunuz.
  • Hatta gunun birinde sizinde caniniz tuzlu sekerli patlamis misir ya da fistik ezmesi cekiyor.
  • Sokakta MP3 calarinizda Hint muzigi dinleyip eglenebiliyorsunuz.
  • Eve Cin marketinden cin mantisi, cin makarnasi ve bilmediginiz binbir turlu cin malzemesini alip pisirmek icin plan yapabiliyorsunuz.
  • Arap muzigi dinleyip gobek atabiliyorsunuz ya da Yunan taverna muzigiyle Arap rakisi icerek felekten 1 gece patlatabiliyorsunuz. vs. vs. vs...
Diger kulturlere sadece toleransiniz diil merakiniz da artiyor ulkenizden km.lerce uzakta yasamaya baslayinca. Cok sey katiyor insana bu. Kendinize ve ait oldugunuz topraklara da daha baska bakamaya basliyorsunuz.

Eh bu kadar cok bilinmeyenin icinde yasamaya basladikca ne kadar az bildiginizi daha 1 iyi goruyorsunuz. Oyle ortalikda ahkam kesemiyorsunuz. Kesenlere de gulup geciyorsunuz, yazik diye. Omur uzun, daha cooook zaman, daha da ne kadar az bildigimi gormeye ve tanik olmaya sabirsizlaniyorum... Ama gezerek, ama bilmedigim yerlerde yasiyarak, ama guzelim memleketimin topraklarini operek... :)

2 Mart 2009 Pazartesi

sweeney todd

Amerika'da olmanin 1 nimeti yeni olani gorebilmek.. Bunlardan beni en cok etkileyenlerinden 1i: Maine'e turneye gelen Sweeney Todd muzikali.

Bilindik Sweeney Todd hikayesinin yeni anlatilis tarzi tabi beni etkileyen. Muzikal diyince akla gelen genelde 1 orkestranin olmasi ve aktorlerin oyunculuklari ve sesleriyle izleyenleri buyulemesidir. Bu Sweeney Todd'da farkli olansa oyuncularin ayni zamanda muzisyen olmasi. Yani ayri 1 orkestra yok. Hem soyleyip hem oynamak ikilisine 1de artik muzik aleti calmak eklenmis durumda. Oyuncular kimi zaman oynadiklari karakteri surdurerek, kimi zaman da sahne dekoru olarak muzik aletlerini caliyorlar.

Oyuncularin muzisyen de olmasi, boyle buyuk 1 muzikali turneye daha kolaylikla cikarmayi da saglamis olmali tabi. Hem orijinal hem hesapli. Solo misali....

Dekor tasarimi da anlatilmaya degicek cinstendi. Sahnede az ve oz esya bulunmakta. 1cogu kendi orijinal islevleri disinda da kullaniliyor. Mesela portatif merdiven, hem dolaptan uzanip 1sey almak icin, ya da 1evin ust katini sembolize etmek icin, sahnede kademe yaratmak icin, ya da 1sandalye olarak kullanilmis. Sahnedeki 1 cok esya aynen bu portatif merdiven gibi 1den cok islevde kullanilmakta. Bu sayede sahne deigisimleri de cabuk gerceklesiyor.

Sahne degisimini aktor/muzisyenler kimi zaman ayinsel bicimde kimi zaman da dogal olarak gerceklestiriyor. Ve bunun gibi 1 suru izleyeni etkileyen kucuk ayrintilarla donanmis yeni Sweeney Todd.

Eger bu kadar iyi reklama bu muzikalin farkini merak ediyorsaniz:

http://www.sweeneyontour.com/

fotograflara ve videolardan ozellikle 'The Worst Pies in London', 'Pirelli's Miracle Elixir', 'By The Sea'ye bakmanizi oneririm. ordaki videolardan ve fotograflardan 1az da olsa benim aldigim zevki tadabilmenizi umarim.

Twitter den daka dakka

follow me on Twitter