Twitter den daka dakka

follow me on Twitter

15 Haziran 2009 Pazartesi

kostum tasarimi

Bu yazimi Boston'da Apollinaire Theatre'de kostum tasarimi yaparak geciyorum. Basta sadece Jean Cocteau'nun Wedding on Eiffel Tower (WET) oyununua tasarim yapicagimi sanmaktaydim. Fakat Turkiye'den dondukten sonra toplamda 3 absurd oyunun kostum tasarimini yapmam gerektigini ogrendim. WET in yaninda, Eugene Ionesco'dan Jack or the Submission (JS) ve Jean Anouilh'den Humulus the Mute (HTM) in da kostum tasarimlarina basladim. Bu 3 oyuna kostum tasarimi demek benim 1 nevi bine bolunmem ve isten burnum kanarcasina calismam demek tabi. bu arada kenarda bekleyen islerse bunlara tuz biber olmakta. bu isler de malum tez ve doktora basvurulari icin hazirliklar.

Oyunlarin baslamasina cok kisa zaman oldugundan (tomplamda yaklasik 2ay) kostumleri, tasarimlarimin 1e1 aynisi olarak dikmem gerekmiyor. ama tabi isin zor kismi 1az da burda.

neden diyicek olursaniz, hem kafamda oyunu canlandirdigim renler kostumler, hem karakterlere uygun kostumler ve elde bulunanlar ya da kolay elde edilebileceklerin 1yerde kesismesi gerekiyor. ve tahmin edersiniz bu da baya zor. cunku tiyatro nun elinde olan kostumlerin 1e1 benim tasarimima uymasi mumkun diil. genelde ellerinde tasarimlarima yakin 1sey bile olmadigindan tiyatronun sahibiyle beraber kiyafet almiya gidiyoruz her hafta.

Kiyafetlerin buyuk bir kismini, 2. el kiyafetleri cok ucuza satan kar amaci gutmeyen derneklerin kiyafet satisindan elde ediyoruz. (bu kavram biz Turkler'e yabanci ama Amerikalilar icin o kadar abes diil. hatta Amerika'da bu dukkanlardan giyinen 1 suru insan var-bunun sebebi de ya gercekten paralari olmamalari ya da dunya'da onu kesilemeyen tuketim cilginligini protesto edip 1 sekilde azaltabilmeyi ummalari)

Elde olan ve 2. el alinan modern kiyafetleri ben 1 sekilde 19. yy'danmis gibi degistiriyorum. tabi bunu yapabilmek icin once renkleri 19. yy'a uygun kiyafetler seciyorum. malum 19. yy'da parlak ve cart pastel renkler yoktu, daha soluk renler vardi. elbiseler genelde yere kadar ve firfirli, kabarik, omuzlari kapaliydi. ne yazik ki bizim buldugumuz kiyafetlerin buyuk 1 cogunlugu askili oluyor, hadi firfirdan kabarikliktan vazgectim zaten. (eh 21. yy.da kadinlar acildi sacildi)

ben de bu 2. el kiyafet dukkanlarindan yere kadar soluk pastel renkelerde elbiseleri alip, uzerinde 1az debelenip, 1seyler cikariyorum. aldigim elbiselere yakin tonlarda eski firfirli, cicekli, dantelli gomlekler alip, uzerlerine dikiyorum. ve en nihayetinde amacima ulasiyorum. kimi kostumleri de tasarima asla yakin 1 sey bulamazsak paramiza baya 1 kiyip eski/klasik kiyafetlerin satildigi dukkanlardan aliyoruz.

iste boyle boyle zoru basariyorum diyebilirim. bazi cizimlerimi de yakinda buraya koymayi planliyorum. ama simdilik, her ne kadar uzakta olsaniz da, sizi oyuna davet etmek icin asagiya davetiyeyi koyuyorum. birgun gelebilmenizi dilerim. belki olur.. :)


ve daha fazlasi icin asagidaki link'e de bakin.. :)) bakin bakalim kostumleri kim tasarlamis.. :)

http://www.apollinairetheatre.com/productions/productions.html

10 Haziran 2009 Çarşamba

insanin cani istemezse...

insan sikilinca, cani ozellikle ders calismak ya da is yapmak istemezse ne yapar? kendini internetdeki ne kadar aktivite var ona verir. benim bugunku aktivitelerimin icinde twitter den account almak, onu anlamaya ve hatta aktif olmaya calismak vardi. tabi gunluk internet aktiviteleri hala sabit, ki bunlar: mail kontrol etmek, banka hesabina her 10dk.da 1 girip ne kadar param var diye kontrol etmek, facebook'tan her 5 dk.da 1 arkadaslar ne yapmis diye takip etmek.. bunun yaninda daha da fazla vakit bulunca facebook uygulamalarini kurcalar oldum. ve "beni ne kadar iyi taniyorsun" diye yaratmasi eminim cozmesinden daha eglenceli olan 1 quiz yarattim. asagiya da linki koydum facebook ta olmiyan arkadaslarima.. :) (bilir o kendini.. :)

http://apps.facebook.com/speeddateal/index.php?page=my_quiz&action=answer&quiz_id=31813

26 Mayıs 2009 Salı

dunya insani... ?

Cok severiz biz milletce herseye bir isim takmayi. iste benim bugunki konumda bu isimlerden 1i: dunya insani olmak.

Amerika'ya yolculugumdan once dusunmekteydim bu ibareyi. tam olarak nedir diye. ucakla 1 o memlekete, 1 bu memlekete ucmak; 1den fazla dil bilmek; diger milletlere toleransli olmak ve hatta kulturlerine ilgi duymak; kendi milletini dunyanin hakimi sanmamak; baska lezzetlere, muziklere, adetlere acik olmak; 1den cok dil bilmek-ya da bilmeye cabalamak.. falan filan. aslinda bir memlekete ait olamamak dunya insani olmak. b.ktan 1 durum yani. Baris Manco'nun sarkisindaki gibi: (lutfen ritimle soyliyelim... :P)

-Hemserim, memleket nere?
-Bu dunya benim memleket.
-Hayir, anlamadim. Hemserim esas memleket nire?
-Dedim ya yahu. Bu dunya benim memleket!

Boyle d.tunuz acikta kalir yani dunya insani olunca. ne oraya ne oteye ait olursunuz. Alamanci olur kalirsiniz.

isin alsi su ki dunya insani olmak, ucaklarda saatlerce heba olup, ayaklarinizin sismesi, midenizin bulanmasi filandir. eve dondugunuzde "super ya, yutrdisinda yasiyorsun oglum" diye goge cikarilip, yurtdisinda da haritadan memleketinizi gosterdiginiz - kisacasi 5 para etmediginiz- 1 ruh bunalimidir dunya insani olmak.

Ama sanmayin ki bunalimlidir, menapozluktur bu! Durdugunuz yerde dursaniz, kurur kalirdiniz. Bilemezdiniz dunyanin krali ne siz ne de memleketinizmis, sizin memleketinizden guzel yemekler yapanlar da varmis, degisik adetler ve muzikler ve daha niceleri. Acikiyorsunuz ogrenmeye 1 attiniz mi kendinizi memleketten disariya. En guzeli bu.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Turkiye'de disilik

Turkiye'de kadin olmak zor. erkek egemen 1 toplumda yani.. gerci her yer erkek egemen ya. biz feministler (ya da daha dogru sekilde soylemek gerekirse, erkek kadin esitligini savunanlar diyelim) kendimizi kandiriyoruz gelismis ulkelerde kazanilmis kadin haklarina. kendini kandiran kadinlarin tezini curuten 1 ornek: is dunyasinda yonetim sevisyesindeki kadin sayisi erkek sayisindan az.

Gelgelelim Turkiye'de kadin olup siyirmamak zor. Cunku esiniz dostunuz sizin aklinizi oynaticak seyleri soyleyenler. Oyle ki kulaklariniza inanamiyorsunuz. Diyorlar ki, kadinsaniz kirilgansiniz, narinsiniz, korunmaniz gerekir. Gecenin 1 vakti yalniz dolasmamaniz gerekir. hayir neden sapik olan erkek olur da hep kadin kulfetini ceker anlamiyorum. mesela sacinizi goren erkegin tahrik olmamasi icin sizin basinizi kapatmaniz gerekir. O sapik herifin 1 tarafinin kesilmesinden ziyade. Hey Allah'im ya..

Gel gor ki tartismanin 1 anlami olmyor bu millette herkes ayni seye inaninca. Once babanin sozu dinleniyor mesela, onun akli daha cok ya. Gerci erkegi suclamiyorum ben. cunku zavalli erkeklere de istemedikleri sorumluluklar yukleniyor bu tur dusunen toplumlarda. Yok erkek adam karisina bakmalidir, parasini verir, 1yerden alir birakir, posetlerini tasir, diger erkeklerden korur, sutunu icirir, altini degistirir... erkeklere de zor hayat.. geriye kalan milleti etkilemek icin kaldirabiliceklerinden cok sorumluluk altina giriyorlar.

Eee benim gibi bos adam napiyor bu gibi durumlarda: "n'olucak bu memleketin hali?" diye atip tutmaya basliyor. ben de oyle bir iclendim ya bu konuyu ortaya ativeriyim dedim. Cozum herkese farkli. Kimisine gore bozuk degilse elleme kalsin mantigi. Kimi fazla hararetli kas yapayim derken goz cikariveriyor. Ama bence boyle erkekler ustlendikce sorumlulugu, kadinlari aciz bildikce, kadinlar da bu isin rahatligina kanip eli is tutmaz hale gelir. Ne erkekler 1kahraman olmayi istemeli arik cagimizda, ne de kadinlar beyaz atli prensini beklemeli. Kimse kimseye yuk olmamali artik hele ki kendi isini kendi yapabildikce.

Zamanla yeni dengelere ulasir hayat, kadinla erkegin farkli anlamlarda esitlendigi. Esitlik kadinin pantolon giymesinde, erkeklerin ev isine yardim etmesinde, ya da kadinin da calisabilmesinde degil. Esitlik kafasinda insanin, korunmaya ihtiyaci olmayan kadinin erkekle ayni maasi alabilmesinde isyerinde. Eve yorgun gelen kari kocanin beraber yemek yapip yemesinde esitlik. Esitlik is degistiren erkek/kadin farketmeden digerinin destek olabilmek icin yaninda issiz kalmayi kabullenmesinde, yeni 1 is aramasinda.

Buyuk balik kucuk baligi yemiyor bazen. Buyukluk kucumluk hacimle olmuyor cogu zaman. Simdi ne kadar kucuk o kadar makbul teknolojide. Belki bunca yildir gormeyi reddettigimiz yeni dengeler vardir hayatda da. hacimselligi birakmak ve yeni gorecelikler olusturmak lazim belki de cinsiyetlerde de.

05 Mayıs 2009 Salı

surpriz!

bu sene Turkiye'ye gelirken kimseye soylemeden geldim.Baya 1 surpriz oldu herkese. en cok da anneme cunku onun karsisinda beliriverdim Izmir'de Ikea'nın icinde. Gelicegimden haberi olan yengem Gul abla annemi beni karsilamaya hazirlamak icin her ne kadar ipuclari verse de gelecegime hic ihtimal vermeyen annem karsisinda beni gorunce soka girdi. 1an ben de anneme felc geldi sandım. o an itibariyle surprizlere, ozellikle buyuk olanlara karsi bu suprizimin son olmasina karar verdim. hayir, Allah korusun 1de orda annemin tansiyonu yukselse, kala kalsa, al buyur 7n mi b.ku? Evet evet surprizin de boyutu olmali bu yil anladim. Hayir insanin ruhu degil sadece bazen bedeni de kaldirmiyor bu kadar yuksek adrenalini. O gunden beri annemin yuzune o adrenelinden olsa gerek 1 genclik gelmis durumda.

Turkiye'deki sayili gunlerim cabuk gecerken zamani anlamiyorum malum! Hani sunu ozledim, buraya gidelim, bu esi dostu ziyaret edicem derken zaman yetmiyor kendinize bile. en kotusu de hic tatmin olmayan, olamayan es dost. "Ulen z.ctırmayin carkiniza taaa dunyanin obur ucundan gelen, sayili zamani olan benim, 1 zahmet siz kicinizi kaldirin beni gormeye gelin" demek var ama hatir gonul yapan cok. tek soz soyliyebilirim: bu taraftan manzara daha zor inanin!

22 Nisan 2009 Çarşamba

hayat seker pembe...

Hayat, seker pembe ya!.. Degil!

Bugun oyunumun acilmasina 2 gun kala isik, ses, sahne gecisleri gibi ne kadar sey var hepsini ayni anda yapmiya calistim. Sormayin saheser yarattim! Oyle ki oyuncularim daha sahneye gelmeden isiklari actim. Daha oynarlarken isiklari kapattim, sanki obur sahneye geciyormusuz gibi... Giyinirken bir suru zaman aldilar. Falan fisman...

Hayat seker pembe ya! Eglence bu ara bende 1500!

20 Nisan 2009 Pazartesi

yogun zamanlar bahar zamanlari

bu ara yine bahar kosturmasi icerisindeyim. hani okul kapanmasi oncesi birikmis isler.. benim donemimdekiler yillar oncesini kurcalarsa hatirliyicaktir o zamanlari. ben hala ogrenci oldugumdan o donemlerden ileri gidemedim. gidemedim de kotu mu ettim?

tabi ki cevabi belli: hayir.. yeni yeni meyvelerini almiya basladim azimle z.cmamin. Nazim Hikmet'in cevirilerini yapmistim ingilizce'ye. yarisina yakin kismi, Maine'de yayinlanan 1 dergide cikti. gururlanilcak 1sey sanirsam. en azindan dunyanin 1ucunda 1 kitabi karistirirken benim adima yaratici 1 eserde rastlamak mumkun.

1de bu ara gecemi gunduzumu alan diger 1 projem daha var. yonettigim oyun. Posterine kadar ugrastigim oyun gecemi gunduzumu, gunumu yiyor. Hem oyunculuklar, hem posteri, hem seti, hem kostumu derken 1000e bolunuyorum. Hepsiyle ayri ayri saheser yarattigim soylenemez, ama koyuyorum ortaya 1seyler iste. yuregimi koyuyorum ulen daha ne koyuyum.. :)

bu cuma oyunumu sahneliycem. herseyiyle terim aklim emegim olan oyunumu..

hayat iyi ki bilinmeyenlere acik. kim bilebilirdi dunyanin diger ucunda bunlari yapicagimi ve hatta yapabilcegimi.. yandaki poster cuma gunu yoneticegim herseyini el emegi goz nurumlan yarattigim oyunuma ait. umarim en azindan simdilik posteri begenirsiniz. daha nicelerine.. :)